Yalnızlık kamçılıyor yüreğimi.
dokunmak istiyorum gökyüzüne, bulutların arasından bir yol çizip uzaklaşmak istiyorum dünyadan.
Her yanan yürek bir kabus misali girdi, her gece rüyalarımıza.
Zaman uzun ve erişilmez hayal olarak kalacak hep düşlerimizde.
Beklemek cesaretini gösteren yüzlerce harabe yalnızca bir kaçı zamana baş kaldırırken, hayatın verdiği o kutsal hazinenin yani kaderin temsili oluyoruz rüyalarda.
Gönül yorgun,
Gönül çaresiz olunca akan sular bile esiri oluyor toprağın.
Kelimeler tek, tek mısralara dönüşürken, sol yanımızın lekesiyle yaşamak kadar zordur hayat.
Çaresizliğim esiri ediyor kelimeleri, kokusunda kaybettiğim hayatımı dizginlemek kadar zor yaşamanın verdiği sevinç.
Dört duvar arasında, kilitli kapıların arkasında bekleyenim, gözlerim yollarda, gönlüm erişilmez bir ufukta, çaresizlik gemisinin kaptanıyım.
Umut tek cümleyle bitmeyen düşlerimizin kahramanıydı.
Belkide yoksulluğumuza hediye edilen tek kelimeydi.
Sevmek cümlesinin baş kahramanları olabilirdik. Beraber saçmalayıp, beraber gülebilirdik saatlerce,
hayata kahkaha atarak devam edebilirdik belkide ama sen bunların yerine benim yarama tuz basmayı önerdin.
Acıyı hissetmem gerektiğini söyledin, içinde hiç dolduramayacağım bir boşluk açmak da ne demek?
Gidişin sessiz ve acı dolu geldi kalbime, hatıra defterimin temel konusu oldun senelerce,
bir acı var bir de sen.
Beni benden eden.
Bir sol yanım bir de beynim,
Aklımı kaybetmek üzereyim.
Kalbe zarar bazı kelimeler, okumak yada duymak içimi acıtıyor, yok ediyor beni,
Bir aşk var içimde hiç bitmeyen, hiç tükenmeyen, sevmek kelimesini şaha kaldıran bir sevda var bende.
Tutsak şehrin tutsak yolcusuyum şimdi, gecelerin kör karanlığında kaybolduğum bir yapayalnız sokağın sonundayım.
Zaman,
Ulaşılmazsın,
Çaresizliğin hüküm sürdüğü yerleri mesken tutansın
Aklımı bulandırıyorsun, ne yapacağımı, ne yapmak istediğimi yada neyi beklediğimin önemini anlayamıyorsun.
- Osman Pekmez
dokunmak istiyorum gökyüzüne, bulutların arasından bir yol çizip uzaklaşmak istiyorum dünyadan.
Her yanan yürek bir kabus misali girdi, her gece rüyalarımıza.
Zaman uzun ve erişilmez hayal olarak kalacak hep düşlerimizde.
Beklemek cesaretini gösteren yüzlerce harabe yalnızca bir kaçı zamana baş kaldırırken, hayatın verdiği o kutsal hazinenin yani kaderin temsili oluyoruz rüyalarda.
Gönül yorgun,
Gönül çaresiz olunca akan sular bile esiri oluyor toprağın.
Kelimeler tek, tek mısralara dönüşürken, sol yanımızın lekesiyle yaşamak kadar zordur hayat.
Çaresizliğim esiri ediyor kelimeleri, kokusunda kaybettiğim hayatımı dizginlemek kadar zor yaşamanın verdiği sevinç.
Dört duvar arasında, kilitli kapıların arkasında bekleyenim, gözlerim yollarda, gönlüm erişilmez bir ufukta, çaresizlik gemisinin kaptanıyım.
Umut tek cümleyle bitmeyen düşlerimizin kahramanıydı.
Belkide yoksulluğumuza hediye edilen tek kelimeydi.
Sevmek cümlesinin baş kahramanları olabilirdik. Beraber saçmalayıp, beraber gülebilirdik saatlerce,
hayata kahkaha atarak devam edebilirdik belkide ama sen bunların yerine benim yarama tuz basmayı önerdin.
Acıyı hissetmem gerektiğini söyledin, içinde hiç dolduramayacağım bir boşluk açmak da ne demek?
Gidişin sessiz ve acı dolu geldi kalbime, hatıra defterimin temel konusu oldun senelerce,
bir acı var bir de sen.
Beni benden eden.
Bir sol yanım bir de beynim,
Aklımı kaybetmek üzereyim.
Kalbe zarar bazı kelimeler, okumak yada duymak içimi acıtıyor, yok ediyor beni,
Bir aşk var içimde hiç bitmeyen, hiç tükenmeyen, sevmek kelimesini şaha kaldıran bir sevda var bende.
Tutsak şehrin tutsak yolcusuyum şimdi, gecelerin kör karanlığında kaybolduğum bir yapayalnız sokağın sonundayım.
Zaman,
Ulaşılmazsın,
Çaresizliğin hüküm sürdüğü yerleri mesken tutansın
Aklımı bulandırıyorsun, ne yapacağımı, ne yapmak istediğimi yada neyi beklediğimin önemini anlayamıyorsun.
- Osman Pekmez
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder