''Yazmak kapasite meselesi değil, Gönül meselesidir.'' - ''Vakit gece, saat alacakaranlık, mısraların arasında ölüm.'' - ''Aşk iki Ruhun bir beden de buluşmasıdır. '' - ''Ömrüm boyunca bir şarkı çalıp onun gelmesini bekleyeceğim.'' - ''Sahi sevse ne olurdu?'' - ''Bir kalemim, bir de kağıdım. Bana gerçek aşkı bulduran'' -Osman Pekmez

30 Ağustos 2016 Salı

Gecenin Görünmeyen Yüzü


-------
Gece tüm karanlığı ile çöküyor bedenlerimize.
Ruhlar emin adımlarla ilerlerken gökyüzüne, alışagelmiş yapayalnız bedenler toprağın altına ilerliyor sessizce. 
Çaresizlik ; son sayfada belirtilen şiirlerin, son mısrasında şimdi.


Gece Bir hüsran ile yakıyor bedenlerimizi. Her köşede bir bekleyiş her bekleyişte bir hüsran ve kırıklık hakim gökyüzünde. Saat sonsuzluğu gösteriyor bizlere varlık ile yokluk arasında gidiş geliş yapan akrep ve yelkovan misali karşı karşıyayız çoğu zaman. Son sema ya açılan ellerimiz gibi haykırış ve bekleyiş ile geçirdik gecelerimizi. Kimimiz varlık ve bencillik içinde kimimiz ise yokluk ve sadakat içersinde Geçiriyor son anlarını.
Bir bekleyiş içerisinde gece karanlığı ile yutan ve bir o kadar da içerinde besleyen bir Roman terimlerinin altüst olduğu vakit.
Yalnızlık geceleyin sessizce öldürür.

 Gecenin son anında kudurmuş bir köpek gibi yalnız ve çaresizim. Etrafımda bakan binlerce hatta milyonlarca göz hissediyorum ve çaresizliğimi aşağı yukarı tahmin edebiliyorum Sanki satırların arasında ölümü tadıyorum.

Vakit teriminin bittiğini ve teorilerinin hakimiyetsizliğini görebiliyorum alabora olan bir gemi ne kadar ilerleyebilirse o kadar hayat ile imtihanım.
Şimdi geceler tüm kötülüğüyle sararken etrafımızı görünmeyen yüzünü gösteriyor kaderin eşsiz oyunu. Ben beklerim gecenin gündüz olmasını hatta gündüzün gece olmasını bile

 Peki sen? 

Bekler misin sana yapılan tüm haksızlıkların intikamını almayı ya da bekler misin hiç bitmeyecek bir acının son bulmasını. Kelimelerin anlamsızlaştığını ve kelimelerin boğazına atılan bir düğüm gibi yavaş, yavaş seni öldüreceğini.
Evet duyamadım bekler misin ?

Ki beklemek dağlar sol yanını hiç acımadan.
 Vakit bekleyenlere her zaman acımasız gelmiştir. Çünkü biliyor gelmeyeceğini ama bekliyor içinde olan tüm umudu ile. Zaten beklemek değimliydi aşkın kuralı beklemek, gelmeyeceğini bile, bile beklemek umut işte insanı ayakta tutan o umut alındığı zaman bitiyor her şey geriye ne kelimelerin anlamı ne de sözcüklerin ifadesi kalıyor. Yani anlayacağınız bekleyen her zaman,

Kelebeğin ömrü ile imtihan içerisine giriyor.
Zaman söyler misin kime ya da neye ilaçsın. Hangi Esiri kurtarabiliyorsun. Hangisini geri getirebiliyorsun. Kelimelerin gücü niye hiç bizim işimize yaramıyor.
Haykırışımı bağışla sana esir olan ruhum, bedenim ve hatta tüm hissiyatımı kontrol edemiyorum sıkıştım kaldım hapsedilen sol yanında.

Ve bir şiirle özetlemek gerekirse tüm çektiklerimizi biliyorum ki yazmak konuşmaktan daha etkili olur gönüllerimize.
                   
  
Gece tüm karanlığıyla çöküyor üstümüze
Yıldızlar Ay’dan habersiz kayboluyor
Bulutların arasında.

Dışarıdan ses var
Toprak yağmuru içine çekiyor
Sessizce ve habersizce
Zelzele misali titriyor her kelime
Dudaklardan.

Kara gün bugün
Bugün her yer siyah
Her yer hüzün
Aklımın köşesinde duran hayaller
Kaderimde bir türlü bulamadığım
Gülümseme
Ve

Hüsran dolu bir bekleyiş…


                                                                 - Osman Pekmez

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder